| İletişim | Künye | Arşiv/ Arama |
" Sokakta ve Trafikte Başını Belaya Sokmak İstemeyenler İçin "
Haberler için TV'nin düğmesine bakmaktan korkuyorum. İncir çekirdeğini doldurmayacak hadiselerden sonra bıçak ve silahların görüntüsü insanı ürpertiyor.

Lütfen bu yazımı internetten ve sitemden okuduktan sonra cezaevlerindeki tespitlerimle ilgili "ÖFKE GELİR GÖZ KARARIR, ÖFKE GİDER YÜZ KIZARIR" yazımı okumayı da ihmal etmeyin notumu düşerek konuma giriyorum.

İmam-ı Azam Efendimiz Küfe mescidinden çıkıp evine doğru giderken peşine takılan bir adam: "Sen İmam-ı Azam filan değilsin, sen cahilin tekisin, kalkmış bir de alim gibi kendine kuruntu veriyorsun" vs. gibi hakaret ve ithamlarla İmam-ı Azam'ı evine kadar takip eder.

Evinin kapısına kadar söylenerek gelen adamın ithamlarını sessizce dinleyen imam, nihayet geriye dönüp tebessümle baktığı adama kibarca: "Burası benim evimdir. Söyleyeceklerin bittiyse izin ver de evime gireyim!" der. Evinin kapısını yavaşça kapatarak  içeri girer.

Olanca itham ve isnatlara kırıcı bir karşılık vermeden dinleyen imamın bu hali, adamı düşündürür. Nihayet kararını veren adam söylenir: "Bu zat gerçekten de İmam-ı Azam'mış! Şimdi şüphem kalmadı. Halkın da 'İmam-ı Azam' demesinde bir hikmet varmış." der.
 
Manevi büyüklerden Malik bin Dinar'ı yolda giderken gören adamın biri söylenerek der ki "Şu adamı görüyorsunuz ya, riyakârın tekidir. Hep gösteriş için yapar yaptıklarını. Gören de onu erenlerden biri zanneder." Malik bin Dinar sesin geldiği tarafa dönüp adama tebessümle bakar, olanca yumuşaklığı ile şu cevabı verir: "Allah razı olsun! Senden başka şimdiye kadar hiç kimse  beni böyle tarif etmedi."

Nasıl, var mısınız böylesine bir eleştiriye gönül rızasıyla bakmaya, dua ile karşılık vermeye?

Sabır reçetesine devam edelim. Konya sokaklarında gücü ve kuvvetine güvenen bir kabadayı, çarşıda çevresine meydan okuyarak der ki: "Bana bakın bana! Ben öyle bir adamım ki bana bir kelime söyleyen bin kelime ile cevap alır." Oradan geçmekte olan ve adamın bu narasını duyan Mevlana adamın çenesinin altına kadar sokulur, gözlerinin içine bakarak cevap verir: "Ben de öyle bir adamım ki bana bin kelime söyleyen bir kelime ile dahi cevap alamaz. Çünkü meleklerin cevabı yeterli olur bana!"

Meleklerin cevabını yazımın sonuna bırakarak sabır reçetesine devam edelim.

Peygamberimiz bir gün Mekke'de sokakta karşıdan gelen Ebu Cehil ile  karşılaşır. Peygamberimizi gören Ebu Cehil ekşi erik yemiş gibi yüzünü buruşturur, tam yanından geçerken yere tükürerek insanların yüzüne bakmakla doyamadıkları peygamberimize "Ya Muhammet ne kadar çirkinsin!" diye hakarette bulunur. Peygamberimiz ise tebessümle karşılık verip yoluna devam eder. Aynı gün yarım saat sonra Peygamberimiz Hz. Ömer'le karşılaşır. Hz. Ömer Peygamberimizi görür görmez. "Ya Rasülallah ne kadar güzelsin, ne kadar yakışıklısın, seni gördüm içim ferahladı."  Bu sözler karşısında Efendimiz elini şakağına koyar, birkaç dakika düşündükten sonra: "Ya Ömer biraz önce Ebu Cehill'e karşılaştım. Beni görünce yüzü buruştu ve tam yanımdan geçerken de bana "Ne kadar çirkinsin!" dedi. Ne abdest aldım, ne giysi değiştirdim, ne de saçımı taradım. Sen de bana "Ne kadar güzelsin" diyorsun. Ne güzel olan benim, ne de çirkin olan benim. o da çirkin yüzünü bende gördü, Sen de güzel yüzünü bende görüyorsun. "MÜ'MİN MÜ'MİNİN AYNASIDIR." Ben sadece aynalık yaptım." diye karşılık verir, Hz. Ömer'in iltifatına.

Diline hakim olamayan sivri dilli bir adam, Rasülüllah'ın yanında peygamberimizin en sadık arkadaşı Hz.Ebubekir (R.A)  hakaret hamiz sözlerle tenkit etmeye başlar. Hz. Ebubekir de hakkı olan cevabı vermeyip sabırla dinlemeye başlar. Efendimiz (S.A.) bu durumu tebessümle seyreder. Ne var ki adam konuşmasını uzatınca suskunluğunu bozan Hz. Ebubekir (RA) cevap vermeye başlayınca durumu tebessümle izleyen Efendimizin yüzünden tebessümü sona erer ve üzüntülü bir hal alır. Bu tebessüm kaybını merak edip soran Hz. Ebu Bekir'e Efendimiz şöyle açıklama yapar: "Seni tenkit eden adamı sabırla dinleyip cevap vermezken bu sırada bir melek senin adına o adama cevap veriyor, seni melek savunuyor, ben de durumu tebessümle seyrediyordum. Ne zaman sen sabrı bırakıp adama cevap vermeye başlayınca melek seni savunmaktan vazgeçip sustu. Sizi karşı karşıya bıraktı. Meleğin aradan çekildikten sonra üzüldüm." diye cevap verir.

Sokakta, trafikte böylesine eleştirilere gönül rızasıyla kendinizi meleğin savunmazına var mısınız? Razı olamam derseniz "GELDİĞİNDE GÖZÜ KARARTAN, GİTTİĞİNDE YÜZÜ KARARTAN" yazımı okumanızı sağlık veriyorum.



Kadir  KESKİN

kadirkeskin45@hotmail.com

Tarih : 9/7/2020 13:20
Hit : 605




Kizilay Web Banner 950X100


YAZARLAR
Arif ALTUNBAŞArif ALTUNBAŞ
Yozlaşmak, yabancılaşmak, Yahudileşmek
Fatih KÖSEFatih KÖSE
Kim Kurban?
Kadir KESKİNKadir KESKİN
Bilmiyorsak, Bilgi Üretmiyorsak, Dünyanın Öbür Tarafın...
Önder GüzelarslanÖnder GÜZELARSLAN
KULA, HER KULA NASİP OLMAZ KULA
Anket :




E-Bülten :

Manisahaber.COM etkinlikleri ve yeniliklerden haberdar olmak için E-Listemize üye olun !


İstatistik :

Online
: 58

E-Üye
: 923

Haber
: 3796

Sayfa Yükleme
: 0.02 sn

İlk Yayın Tarihi
: 03.01.2000

Y U K A R I