| İletişim | Künye | Arşiv/ Arama |
" Habil mi Kabil mi hangisi olmak istersin? "

Her insanın imtihanı kendisinedir. Kimi insan yaptıklarıyla, kimisi davranışlarıyla, kimisi sözleriyle ayna olmaya çalışır hayata, topluma ve insanlığa. Ne diyordu Üstad, ?hamurunda ne varsa onu verirsin dışarı? işte öyle bir şey insanın imtihanı. Vermektir insanın imtihanı aslında verebilmek. Tatlı bir söz bir tebessüm fıtratında olanı nakşetmek.

   Evrenin yaşının 13 milyar 200 milyon yıl olduğu söyleniyor. İnsanın ortalama ömrü 100?ü nadir geçiyor. Bu anlamda ömrümüzü Türk ile Kürt?ü, Arap ile Farisi?yi, Sünni ile Şii?yi, Alevi?yi çatıştırmak için değil; tüm insanların adalet ekseninde birlikte yaşayabilmeleri için çabalarken tüketmek olmalıdır.

   Yani işin özü topraktan var olduğumuz bir damla su?dan hayat bulduğumuz bu alemden göçtükten sonra geride hoş bir seda bırakmak. İnsan olmak. Aslında bizim en büyük imtihanımız bu insan olabilmek. Bizim gözüken ama aslında bizim olmayan dünyalık şeyler için hayata çok fazla kapılmadan yaşamayı sürdürebilmek. Araç olarak kullanmak varken amaç edinmemek. Gidenlerin hiçbiri biriktirdiklerini ya da sahip olduklarını götürme imkanını bulamadı.

   Demiştik ya geçmiş yazılarımız da önemli olan güç değil adalet. Muhabbet edebildiğin kadar varsın diyordu bir şair. ?Muhabbetten Muhammed oldu hasıl Muhammed?siz muhabbetten ne hasıl? diyordu La Edri bir beytinde. Gönüller yapmaya gelen bir Peygamberin ümmeti olarak bizim derdimizin gönül Kabe?sini yıkmak değil yapmak olduğunu unutmamalıyız. Ne demişti Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, ?Gel yıkalım şu Süleymanıye?yi desen iki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Hadi gel yapalım geri şunu desen bir Sinan bir de Süleyman gerek? onun içindir ki her zaman yapanlar gibi eşsiz olmak için çabalamak lazım. Basit olmamak lazım kendimizin insan olduğunu hatırlayıp yaratılmışların en şereflisi olduğunu unutmadan gönüller yapmaya namzet nefes alması gerekmektedir. Çünkü bizim imtihanımız budur.

    İmtihana farklı bir boyuttan bakalım beraber;
   Hz. Eyyüb (as) hastalıkla imtihan eden Allah, bizi de aynı imtihana tabi tutma hakkına sahip değil mi? Hastalığı kafaya takıp bunalıma giren insan "Allah'ım, beni niçin hastalıkla imtihan ediyorsun ki?" demiş olmuyor mu? Hz. Nuh (as) oğluyla imtihan eden Allah, sizi evlatlarınızla imtihan edemez mi? Hz. İbrahim (as) babasıyla imtihan eden Allah, sizi öz babanızla imtihan edemez mi? Hz. Lut (as) eşiyle imtihan eden Allah'a, "Beni niçin eşimle imtihan ediyorsun ki?" deme hakkına sahip olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Hz. Yusuf (as) kardeşiyle imtihan eden Allah, belki sizi de kardeşlerinizle imtihan ediyordur! Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Arkadaş, dost, hısım akraba, konu komşu  gibi gibi.

   Marifet, imtihan veya çileye tabi tutulanın "Allah (c.c.) bilir işini" diyebilmesidir. Yoksa şiddete şiddetle kem söze kem sözle muamele olacaksa nerede kaldı içinde ki gülün tecellisi. Nerede kaldı aldığın terbiyenin yetiştiğin ortamın rayihası. Sen gül olacaksın ki bataklık kurusun ortalık pis kokulardan arınsın. Yoksa çamurun içinde Nergislerin ne işi olurdu. Nergis çamura dönmeyerek kendi imtihanını kazanıyor. Sen o kadar mı acizsin ki çamurlaşacaksın. Gül olmak Nergis olmak varken?

   Selam, Dua ve Muhabbetle?



Fatih  KÖSE

fatihkose45@hotmail.com

Tarih : 4/20/2021 16:15
Hit : 172




Kizilay Web Banner 950X100


YAZARLAR
Arif ALTUNBAŞArif ALTUNBAŞ
Yozlaşmak, yabancılaşmak, Yahudileşmek
Fatih KÖSEFatih KÖSE
Kim Kurban?
Kadir KESKİNKadir KESKİN
Bilmiyorsak, Bilgi Üretmiyorsak, Dünyanın Öbür Tarafın...
Önder GüzelarslanÖnder GÜZELARSLAN
KULA, HER KULA NASİP OLMAZ KULA
Anket :




E-Bülten :

Manisahaber.COM etkinlikleri ve yeniliklerden haberdar olmak için E-Listemize üye olun !


İstatistik :

Online
: 96

E-Üye
: 313

Haber
: 3796

Sayfa Yükleme
: 0.00 sn

İlk Yayın Tarihi
: 03.01.2000

Y U K A R I