Bugün belki de çoğumuzun zaman zaman yaşadığı, ama adını koymakta zorlandığı o histen, değersizlik duygusundan bahsetmek istiyorum..
Hayatın bazı dönemlerinde kendimizi değersiz hissedebiliriz. Kimsenin bizi sevmediğini, önemsemediğini düşünebiliriz. Hatta bazen daha da ileri gider; kendimize bile tahammül edemediğimiz, kendimizi sevmediğimiz anlar yaşarız.
Peki gerçekten “Ben hiç değersizlik yaşamıyorum” diyebilen var mı?
Bir ilişkiden ayrıldığımızda, bir boşanma sonrasında, bir arkadaşımız herkesi çağırıp bizi çağırmadığında ya da bir yönetici tarafından azarlanıp görülmediğimizi hissettiğimizde… Bu anların çoğunda, farkında olsak da olmasak da değersizlik duygusu ortaya çıkar.
Değersizlik duygusunun tek bir nedeni yoktur. Ancak çoğu zaman kökeni erken çocukluk dönemine uzanır. Aile içinde yaşanan tutumlar, ihmal, aşırı eleştiri, koşullu sevgi, yargılanma ya da travmatik deneyimler bu duygunun temelini oluşturabilir.
Çocuklukta “yeterince sevilmedim”, “önemsenmedim”, “hiçbir zaman yeterli olmadım” inancı geliştiğinde, bu duygu yetişkinlikte genellenir.
Değersizlik duygusu yaşayan kişiler, olumsuz düşüncelere çok daha hızlı kapılır. Kendini beğenmeme, düşük öz saygı, başarısız ve yetersiz olduğuna dair güçlü inançlar sık görülür.
Bu duygu kişinin sosyal ilişkilerini de doğrudan etkiler. Kişi de yakın ilişkilerden uzak durma, güven sorunları ve katı sınırlar gelişebilir.
Uzun vadede değersizlik duygusu; özgüven eksikliği, depresyon, kaygı bozuklukları, ilişki problemleri ve bağımlılıklara yatkınlık gibi sorunlara yol açabilir.
Bu duyguyla baş edebilmenin ilk adımı, kökenini fark etmektir. Yoğun yaşandığında ise bir uzmandan destek almak önemlidir.
Unutulmamalıdır ki; sevmeyi, kendimize değer vermeyi ve olduğumuz hâlimizle kendimizi kabul etmeyi önce biz öğrenmeliyiz. Aslında öce biz kendimizden razı olmalıyız ki başkasının onayına ihtiyaç duymayalım..
Instagram: @uzm.psk.senabayarlar
e-posta: psk.senabayarlar@gmail.com