2024 yerel seçimlerinin ardından gerçekleştirilen devir teslim töreninde Çerçi, belediye hizmet binasının yeni olduğunu, makam odasında kullanılan eşyaların ise belediye bütçesiyle alınmadığını, kendi evinden ve deposundan getirdiği mobilyaları kullandığını ifade etmişti. Törende yeni Belediye Başkanı Musa Semih Balaban da bu eşyaların istenildiği zaman teslim edilebileceğini söylemişti.

Ancak devir teslimin ardından Balaban, makam odasının "saray gibi" düzenlendiğini, altın kaplamalı mobilyalar bulunduğunu ve belediye bütçesinden yüksek harcamalar yapıldığını öne sürmüştü. Söz konusu iddialar uzun süre kamuoyunda tartışılmış, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel de makam odasına harcanan bütçeyle onlarca makam odası yapılabileceğini iddia etmişti.

Mahkeme sürecinin tamamlanmasının ardından açıklama yapan Dr. Mehmet Çerçi, iddiaların yargı kararıyla çürütüldüğünü belirterek, dava dosyasına sundukları belgeler sayesinde eşyaların şahsına ait olduğunun tescillendiğini söyledi.

Çerçi, Balaban tarafından mahkemeye belediyeye ait olduğu iddia edilen mobilyalarla ilgili satın alma, ödeme ya da demirbaş kayıtlarını gösteren herhangi bir belgenin sunulamadığını ifade etti. Buna karşılık söz konusu eşyaların kendi adına faturalandırıldığını, ödemelerinin de şahsi hesaplarından yapıldığını gösteren evrakları mahkemeye ibraz ettiklerini, kararın da bu deliller ve tanık beyanları doğrultusunda verildiğini kaydetti.

Konuyla ilgili değerlendirmesinde ÇERÇİ şu ifadeleri kullandı:

“Görev yaptığım dönemde makam odasıyla ilgili birçok asılsız iddia ortaya atıldı. Sayın Musa Semih BALABAN tarafından: “Saray gibi yer yaptırmış, çok ciddi para harcamış, belediyenin parasıyla yaptırmış, eşyalar belediyeye ait, kendisine ait olduğuna dair belgesi yok” şeklinde açıklamalar yaptı. Aynı şekilde dönemin CHP Genel Başkanı ve Manisa Milletvekili Sayın Özgür Özel de makam odamızda bulunan eski sobayla ilgili gerçeği yansıtmayan değerlendirmelerde bulundu. Oysa biz en başından beri bu eşyaların ve eski sobanın şahsıma ait olduğunu söyledik. Mahkeme de tüm delilleri değerlendirip, onların ve bizim tanıklarımızı dinleyerek dava konusu eşyaların bana ait olduğuna ve tarafıma aynen iade edilmesine karar verdi. Böylece atılan iftiraların ve kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algının doğru olmadığı hukuk önünde ortaya çıkmıştır.”

Çerçi, hukuki sürecin kişisel bir mesele değil, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik olduğunu belirterek şu açıklamalarda bulundu:

CHP'ye dönen Yavaşlı: "Bana FETÖ taktikleriyle uygulama yaptılar"
CHP'ye dönen Yavaşlı: "Bana FETÖ taktikleriyle uygulama yaptılar"
İçeriği Görüntüle

“Belediyedeki devir teslim sürecinde de yeni seçilen Belediye Başkanı Sayın Musa Semih BALABAN’ın kamuoyuna yaptığı açıklamalarda ifade ettiği gibi, bu eşyaların istediğimiz zaman tarafımıza teslim edileceğini belirtmişti. Bizim öncelikli düşüncemiz, şahsımıza ait bu eşyaların belediyede kalmaya devam etmesi ve kullanılmayı sürdürmesiydi. Ancak süreç içerisinde kamuoyunda gerçeği yansıtmayan iftira ve iddiaların ortaya atılması ve mülkiyet hakkımızın tartışmaya açılması nedeniyle hukuki yollara başvurmak zorunda kaldık. Mahkeme de yaptığı yargılama sonucunda eşyaların şahsıma ait olduğuna hükmetti, ayrıca mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişiler tarafından tüm bahse konu eşyaların dava tarihinde 430.000 TL civarı bir değere sahip olduğunu ve aynen tarafıma iadesine karar verdi. Bu karar, ortaya atılan asılsız iddiaların hukuk önünde hiçbir karşılığının bulunmadığını açıkça ortaya koymuştur.

Kamuoyumuz da çok iyi bilmektedir ki; benim belediyecilik anlayışım hiçbir zaman şatafat ve gösteriş üzerine kurulmadı. Bizim işimiz makamlara ihtişam katmak değil, milletimize hizmet etmek ve şehrimizi, tarihine yakışır eser üretmektir. Bizim için en büyük makam da, en büyük mutluluk da hemşehrilerimizin duasını almak, onların yanında olabilmek ve hizmetlerimizle gönüllerine dokunabilmektir. Görev yaptığımız süre boyunca da bu anlayıştan hiç taviz vermedik. Mahkemenin verdiği karar da hakkımızda oluşturulmaya çalışılan karalama algısının gerçekle hiçbir ilgisinin olmadığını açıkça ortaya koymuştur.

Yunusemre Belediyesi 2014 yılında kuruldu. Kuruluşundan on yıl görev yaptığım sürede yaptıklarımız ortada. 2024 seçimleri geçeli iki buçuk yıl oldu, yandaşları işe almanın dışında şehrimize yapılan hizmetler vatandaşlarımızın takdirinde. Belediyecilik zihniyet meselesidir. Her siyasi zihniyet, her siyasi parti, her siyasi grup bu işi vatandaşın menfaatine yapmıyor. Örneğin; 2020 yılında yaşanan İzmir depreminden sonra hizmet verdiğimiz bina yapılan tetkikler neticesinde riskli ilan edildi ve tahliye edip yeni binamızı 2023 yılında vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Aynı dönemde riskli yapı ilan edilen ve yıkılan İzmir Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası ile Konak Belediyesinin Basmanedeki hizmet binası da yıkıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi yeni binasının temelini dahi atamadı. Konak belediyesi kaba inşaatını yeni bitiriyor, biz binamızı üç yıl önce hizmete açtık.

Bu örnekten anlaşılacağı üzere belediyecilik vizyon gerektirir, herkesin yapabileceği bir iş değildir. Bu işi hakkıyla yapamayanlar, beceremeyenler; hakkıyla bu işi yapan ve şehre değer katanlara iftira atarak, kamuoyunda itibarsızlaştırmak için algı yürüterek beceriksizliklerini örtmeye çalışıyorlar. Bu mahkeme kararı ile de müfteri oldukları netleşmiş ve karalama kampanyası ile kamuoyunda oluşturmak istedikleri olumsuz algı, itibar suikastı ellerinde patlamıştır. Sayın Musa Semih BALABAN önce şahsımdan sonra da bütün vatandaşlarımızdan özür dilemelidir.”