15 Temmuz Meydanı’ndan Uğur Mumcu Şehir Tiyatrosu’na gerçekleştirilen yürüyüşün ardından belgesel gösterimi ve söyleşiyle Mumcu’nun fikirleri bir kez daha hatırlatıldı.
Manisa Büyükşehir Belediyesi, Şehzadeler Belediyesi ve Yunusemre Belediyesi tarafından araştırmacı-gazeteci Uğur Mumcu’nun ölüm yıl dönümü dolayısıyla anma programı düzenlendi. Program, 15 Temmuz Meydanı’nda kurulan Demokrasi Şehitleri Anma Alanı’ndan Uğur Mumcu Şehir Tiyatrosu’na gerçekleştirilen yürüyüşle başladı. Yürüyüşe Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Ali Kuyumcu ile protokol üyeleri katıldı. Yürüyüşün ardından Uğur Mumcu Şehir Tiyatrosu’nda “Bir Keskin ve Ölümsüz Kalem: Uğur Mumcu” adlı belgeselin gösterimi yapıldı. Program, belgesel gösteriminin ardından gazeteciler Sedef Kabaş ve Ümit Zileli’nin katılımıyla gerçekleştirilen söyleşiyle devam etti.
"UĞUR MUMCU'YU ANMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ"
Belgesel gösteriminden sonra açıklamalarda bulunan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Sabah Akhisar’daydık, şimdi buradayız. Türkiye’nin dört bir yanında bu törenler gerçekleştiriliyor. Ülkenin her köşesinde Atatürkçü, Cumhuriyetçi, özgürlükçü bir aydınlığı anıyoruz. Az önce belgeselde izlediğiniz ve beni en çok etkileyen bölüm şuydu: Kendisi gibi düşünmeyenlerin de hakkını savunan bir demokrattan söz ediyoruz. Bugün bile ulaşılması zor bir demokrasi anlayışını, 1980’li yıllarda dile getirmiş bir isimden bahsediyoruz. Uğur Mumcu bizim için çok önemli, bu ülke için çok önemli. Uğur Mumcu, bu ülkede kaybettiğimiz çok sayıda aydından biri. Ancak duruşuyla, söylemleriyle ve hayata bakış açısıyla bu ülkeye gerçekten çok şey kattı. Ne yazık ki gazeteci kimliğiyle aramızdan erken ayrıldı. Yıllar boyunca onun fikirlerini, kitaplarını okuduk, uyarılarını dinlemeye çalıştık. Peki bugün geldiğimiz nokta daha iyi bir nokta mı? Ne yazık ki değil. Bunun da farkındayız. Her geçen gün geriye gidiyoruz. O yıllara baktığımızda Cumhuriyet Gazetesi vardı. Ben o yıllarda 14 yaşlarında bir çocuktum ama çok net hatırlıyorum; en azından bir muhalefet vardı, muhalif bir basın vardı. Gazeteler vardı, televizyonlar vardı, yazarlar vardı. Bu yazarlar televizyonlarda yer bulabiliyor, gazeteciler seslerini duyurabiliyordu. Bugün öyle bir noktaya geldik ki ne yazık ki iki televizyon dışında sesini duyurabilen mecra kalmadı. Hani denir ya 'her seçim çok kritik' yıllardır bunu duyarız. Evet, her seçim gerçekten kritik. Ancak artık öyle bir noktadayız ki, eğer biz bir arada olmazsak; bu ülkenin aydınları, demokratları, Atatürkçüleri, Cumhuriyetçileri olarak mücadele etmezsek, bundan sonraki seçimler Azerbaycan tipi, Rusya tipi demokrasi seçimlerine dönüşecek. Uğur Mumcu bunu yıllar önce öngörmüştü. Demokrasinin giderek azalacağını söylüyordu. Siyasal İslamcılığın ne kadar tehlikeli olduğunu, kimler tarafından nasıl kullanılacağını anlatıyordu. Elbette üzülüyoruz ama üzülmek yetmiyor. Bir şeyler yapmamız gerekiyor. Bugün muhalefet partisi olarak bu ülkede bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Muhalefet partisinin lideri de bu şehrin bir evladı. Hep birlikte olmalı, bir arada durmalı ve mücadele etmeliyiz. Çünkü bu salondaki insanlara çok büyük bir sorumluluk düşüyor. Birbirimizle değil, bu ülkeyi karanlığa götürenlerle mücadele etmeliyiz. Belediyeler, yerel yönetimler halkla birebir temas eden ve hizmet üreten kurumlardır. Bu konuda yapabilecekleri çok şey var. Bugün Uğur Mumcu Sahnesi’ndeyiz. Onun adını yaşatıyoruz. Buraya gelen herkes Uğur Mumcu’yu görüyor. Hiç bilmeyenler için de bir farkındalık oluşuyor. Sanmayın ki bu ülkenin yüzde 90’ı Uğur Mumcu’yu çok iyi tanıyor; bu oran ne yazık ki azalıyor. Ancak bilinçli bir kitle de var ve o kitlenin bu bilinci yayması gerekiyor. İsim yaşatmanın asıl amacı da budur. Akhisar’daki Uğur Mumcu Kültür Merkezi, eski belediye binasının dönüştürülmesiyle yapıldı. Girişinde Uğur Mumcu’nun bir resmi ve hayat hikâyesi yer alıyor. Oraya gelen her çocuk ve genç, onun kim olduğunu öğreniyor, hayatını okuyor. Başka ne yapabiliriz? Bu tür toplantılar düzenleyebiliriz. Gazetecileri, aydınları misafir edebiliriz. Belgesellerle halkımızı buluşturabiliriz. Elbette buradaki insanların büyük bölümü zaten bu konulara hâkim. Ancak belediye olarak biz bunları yapabiliriz. Vatandaşımızla el ele vererek bu ülkede daha güzel işler yapmak zorundayız. Sizlerin desteğini ve fikirlerini bekliyoruz. Bu güzel organizasyona katkı sunan Yunusemre Belediyemize, Şehzadeler Belediyemize, Atatürkçü Düşünce Derneğimize ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine yürekten teşekkür ediyorum. Fark etmişsinizdir; tüm organizasyonlarımızda ortak bir anlayışla hareket ediyoruz. Belediyeler el ele verdiğinde hem daha güçlü işler yapıyoruz hem de enerji kaybı yaşamıyoruz. Bu iş birliği için herkese teşekkür ediyorum. Şundan emin olabilirsiniz: 2019’da belediye başkanı seçildiğimde de söyledim, bugün de söylüyorum. Uğur Mumcu’yu anmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Onu her zaman anacak, fikirleri üzerinden konuşacağız. Onun söz ettiği Kuvay-i Milliye ruhu çok değerlidir. Köy Enstitüleri bölümünde gerçekten çok duygulandım. İnşallah öyle bir dönemden geçeriz ki, bu ülke Köy Enstitülerini yeniden konuşur, yeniden hayata geçirir" diye konuştu.
"UĞUR MUMCU GİBİ BAŞARMAYA MAHKUMUZ"
CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırloğlu ise "Bugün, katledilişinin üzerinden 33 yıl geçmiş olmasına rağmen, Türkiye’nin 900’ü aşkın ilçesinde milyonlarca yurttaşımız, tıpkı bizler gibi, aynı hislerle; belki aynı öfkeyle, aynı hüzünle Uğur Mumcu’yu anıyor. Aradan 33 yıl geçmiş. Bu nasıl mümkün olabilir? Gerçekten de 33 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türkiye’nin dört bir yanında anılıyor. Bugünkü toplantıda da Akhisar’dan bahsedildi. Akhisar’da Uğur Mumcu Kültür Merkezi var. Aradan 33 yıl geçmiş olmasına rağmen bu merkezden 16 bin kursiyer hizmet almış. Akhisar’ın nüfusu 180 bin. Yani nüfusun yaklaşık yüzde 10’u bu merkeze girip çıkmış; belki de daha fazlası. 33 yıl geçmiş olmasına rağmen Akhisar’daki herkes, bir şekilde Uğur Mumcu’yu biliyor. Türkiye’nin her tarafında manzara bu. Peki fark ne? Uğur Mumcu’yu diğerlerinden ayıran ne? Az önce belgeselde de vardı: Keskin ve ölümsüz. Evet, bugün de çok keskin kalemlerimiz var. Birbirinden değerli fyazarlarımız, aydınlarımız, gazetecilerimiz var. Uğur Mumcu’nun açtığı yolda hâlâ cesaretle doğruları yazan, onun gibi kirli ilişkileri deşifre eden onlarca yazarımız, aydınımız, gazetecimiz var. Ama Uğur Mumcu’yu ölümsüz yapan şey ne? Onu diğerlerinden ayıran ne? Kendimden bir örnek vereyim. Hayatta bazı günler vardır; insanlar için özeldir ve hiç unutulmaz. Ayrılıklar mesela, kaybettiklerimiz. O gün yaşananlar hafızamızdan silinmez. Ben de çok yakınımı, çok sevdiğim insanları kaybettim. Ama 33 yıl önce, üniversite birinci sınıf öğrencisiyken, sömestr tatilinde Akhisar’daydım. Uğur Mumcu’nun katledildiği günü hâlâ bütün tazeliğiyle hatırlıyorum. Sömestr tatiliydi. O zaman cep telefonu yok. Arkadaşlarla buluşacağız. Bir arkadaşımın evine gittim, zile bastım. Aşağı inecek, birlikte dolaşacağız. Birden apartmandan ağlayarak indi. Bana sarıldı ve 'Kaybettik' dedi. 'Kimi kaybettik?' diye sordum. Ailesinden birini kaybettiğini sandım. 'Uğur Mumcu katledilmiş' dedi. Oturduk, birbirimize sarıldık, ağladık. Yani 17-18 yaşında iki genç, Uğur Mumcu’nun ardından, belki de milyonlarca genç gibi, sarılıp ağladı. Uğur Mumcu’nun farkı neydi? Bir kere o dönemlerde Cumhuriyet gazetesini taşımak bizim için bir ayrıcalıktı. Onu göstere göstere taşırdık. Benim ve benim gibi milyonlarca gencin kişiliğinin oluşmasında Cumhuriyet Gazetesi'nin ve bilhassa Uğur Mumcu’nun payı çok büyüktür. Uğur Mumcu’yu belki de diğerlerinden ayıran en büyük özellik, ideolojik duruşuydu. Gazeteciliğinin ve yazarlığının yanında, adeta bir kutup yıldızı gibi halkına, Kemalistlere, yurtseverlere, bu ülkenin aydınlık insanlarına yol gösteriyordu. Bir deniz feneri gibiydi. Tehlikeli sularda geminin sağ salim limana ulaşmasını sağlayan bir deniz feneri gibi. Dün ne söylediyse bugün hepsi yaşandı. Dün hangi tehlikelerin altını çizdiyse, bu toplum ne yazık ki onları acı bir şekilde yaşadı. Peki ne yapmak gerekiyor? Belgeselde Cemal Süreya’nın dediği gibi: 'Başarmaya mecbur, başarmaya mahkûmdur.' Bizim de başarmaktan başka çaremiz yok. Demokrasi mücadelesinde bizler de, Uğur Mumcu gibi, başarmaya mahkûmuz. Sözü fazla uzatmadan, bu duygularla hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Başta Uğur Mumcu olmak üzere, bu ülkenin aydınlanma ve demokrasi mücadelesinde yitirdiğimiz tüm devrim şehitlerinin ve aydınlarımızın önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, onları bir kez daha anıyorum" şeklinde konuştu.




